0

Aloha! Kimsiniz?

Selam ben Tuğçe dedikten sonra illa ki mesleğimi söylemeliydim... Ben bıkbık telekomünikasyon şirketinde bıdıbıdı bölümünde bilmemneciyim , selamlar,,,
Ya siz? Aaa fırıncı mısınız ne güzel... Elime bulaşan undan anlamalıydım...

Sonra nedense içten gelen bir dürtü ile balığım bi de demem yok muydu? İşte balık burcuna alık burcu dedirten birkaç özelliğinden birtanesini hemen ortaya serivermek... Poker masasındaki rakiplerine abi bu el iyi iş yapar mı diye açıp kağıtlarını gösteren bir adamla eş değer değil miydim? Bence onu geçerdim...

Nitekim hep küçümsenir , hep ay canım benim balıksın yani sen şimdi nidalarıyla sırtımdan patpatlanırdım... Derlerdi ki bana""Üzülme kardeş bu da geçer, bir sonraki hayata gelirsin aslan burcu olarak , kükrersin , dağıtırsın ortalığı allahıma.. ""...Oysa ki ne aslan olmaya niyetim vardı , ne de başka bir burcun insanı... Çünkü farkındaydım ki tüm burçlar alemi bir dinamikti...Her burç bu dinamiğin bir parçasıydı...Biri olmasa olmazdı...Ama bunu söyleyebilmek için işin felsefesini uzunca araştırmıştım elbette...[Ve tabi astroloji her zaman hoşlanan veya hoşlanmayan için ilginç ve kaynaştırma katsayısı yüksek bir konuydu:], kendini ilime ve irfana adamış bir insandan şu sözü her zaman duyabilirdiniz...Evet inanmıyorum ama aslında burcumun özelliklerinin çoğunu taşıyorum ...ilginç...Ve muhabbet herzaman kurulurdu... Ne sihirdi ne keramet...

İşin özünde 4 element vardı...Hava, ateş,su ve toprak... Hepsinin temsil ettiği değerler farklıydı...Hava düşünceler, fikirler ile samaş dolaşken su duygular ve iç konuşmalar gibi akar akardı...Toprak sağlam zemindi, toprak anaydı, ateş ise aksiyondu, kontroldü, güç sevendi...

Hepsi birbirini besler , birarada yaşardı... Burçları yönetirler, onlara kendi özelliklerini verirlerdi...Herkesin kendi içerisindeki element yüzdeleri o kadar farklıydı ki böylece kimse kimseye benzemezdi...

Ve sadece tek bir elementin senaryosu olsaydı ne olurdu diye sordum o an kendime....Tekel senaryolarını ele almaya başlamıştım...

Sadece hava burcu olsaydı evrende...Fikirler havada uçuşurdu, hertaraf Aristo'nun Peripatos (gezinenler) okulu gibi olurdu, fakat aksiyon olur muydu? o tartışılırdı... Dediydu demediydu tartışmaları ile geçen bir hayat.... Peh ne sıkıcı..

Ateş sarsaydı hertarafı... O kadar ateş birarada sultans of the dance gibi aksiyonlu aksiyonlu tepişip dururduk ama o müthiş horonun başı olmak olmak isteyebilirdi herkes... Hafif bir kıyametimsi durum oluşurdu ki burada kesin biraz suu diye bağıranlar çıkabilirdi aradan...

Sadece toprak olsak hepberaber bayramda el opulmeyi bekleyen büyükler gibi oturur dururduk , sabahları çay demlerdik, akşam birbirimize dünyanın çeşitli dillerinde iyi geceler efendim derdik...

Sadece su ise ganj nehri etkisi yapabilirdi elbette... Birisi az yukarınızda pek muhterem büyükdedesinin küllerini serperken, siz ertesi günü iş görüşmesine gideceğiniz beyaz gömleğinizi yıkıyor olabilirdiniz...İçiçe geçmiş bir şekilde yaşanan evrendeki tüm hisler...Tüm duygular yağmur olup gökyüzünden akarken siz 26 yaşında 5 milyonuncu romantik komedi filminizi izlemiş bile olurdunuz...


Ne o rahatsız mı oldunuz? Dünyaya hükmetmek isteyen bir ateştiniz de o kadar aksiyon arasında ben evimde çay da demlemek isterim be canım mı dediniz ?

Yoksa durun bakiym hafif kendini beğenmiş bir havaydınız da yahu şu su burçlarının hissiyatı da ne sevimli şey, onları da anlıyor gibiyim mi dediniz? ...

Duyamıyorum toprakları? Ben el öptürtmem , hem ben senin nerden ablan oluyorum deyip aksiyona mı göçmek istiyorsunuz? Buyrunnn...

Su, suu diye bağıran Mecnun'a mı aldandınız siz de su burçları? Toprağa sızıp, ateş rengi bir çiçeği yetiştirip , sonra da ona konan arı mayalarla havalara mı uçmak istediniz? istediniz değil mi?istediniz , istediniz...

İşte böyle hiç çeşitlilik olmasaydı, yavan bir korku filmi tadında olurdu hayat... Yavan olduğunun farkında olduğunuz, ama bir türlü zaplayamadığınız, sonunda da koltukta uyuyakaldığınız, kaçırdığınız bir hayat...


Selam ben Tuğçe, evet balığım ama o kadar milyon balıkla elbette ki aynı değilim...Başına buyruk, özgürlüğünü seven, adalete tapan, deniz mavisi görünce içi bir hoş olan , arkadaşlarına ve ailesine düşkün, karşımdakine ne cins insansın dedirten bir suru ritüeli olan bir insanım...Benim bu tanımıma bana ne kadar benziyor yahu diyecek olan en az 1500 yay, 976 boğa, 9000 kova, 56000 yengeç, ...458 aslan ve 479090 ikizler bulabilirim :) kısacası hepimiz aynıyız, ama hepimiz farklıyız...




Balığım diye benim için üzülen arkadaşlar...Üzülmeyin...Ben size balık ikram etmeyeceğim, balık tutmayı öğreteceğim...

:) see ya!

0 comments: